Baskı Altında Liderlik Sanatı: Tepki ile Yanıt Arasındaki Fark
- Pinar Giuggiola

- Jan 29
- 5 min read

Bir kriz patlak verdiğinde, önemli bir müşteri kaybedildiğinde veya kritik bir teslim tarihi tehlikeye girdiğinde, tüm gözler lidere çevrilir. O an odadaki hava değişir. Liderin o ilk birkaç saniye ve dakika içindeki davranış şekli, fırtınanın şiddetini ya artıracak ya da gemiyi güvenli bir limana yönlendirecek olan belirleyici faktördür.
Bugünün iş dünyasının yüksek tempolu ve stresli ortamında, liderler sürekli baskı altında. Ancak büyük liderleri diğerlerinden ayıran şey, baskı yaşamamaları değil, baskıyı nasıl yönettikleridir. Bu yönetim sanatının merkezinde ise basit ama derin bir ayrım yatar; Tepki vermek ile Yanıt vermek arasındaki fark.
Tepki Vermek: İlkel Beynin Hükümranlığı
Tepki vermek, bir dış uyarıcıya (baskı, tehdit, eleştiri) verilen anlık, içgüdüsel ve genellikle duygusal bir reflekstir. Bu, evrimsel mirasımız olan "savaş ya da kaç" mekanizmasının devreye girmesidir. Beynin duygusal merkezi (amigdala) kontrolü ele alır ve mantıklı düşünme yeteneği (prefrontal korteks) geçici olarak devre dışı kalır.
Tepkisel Liderliğin Anatomisi
Tepkisellik hızlı ve düşüncesizcedir.Durum analiz edilmez, ilk akla gelen eyleme dökülür. Duygu Odaklıdır. Korku, öfke, hayal kırıklığı veya panik tarafından yönlendirilir. Ses tonu yükselir, suçlayıcı bir dil kullanılır.
Tepkisel davranış savunmacıdır. Lider kendini veya egosunu korumaya çalışır. "Bu kimin hatası?" sorusu, "Bunu nasıl çözeriz?" sorusundan önce gelir.Kısa Vadelidir.O anki rahatsızlığı gidermeye yöneliktir, uzun vadeli sonuçlar düşünülmez.
Tepkisel Liderliğin Maliyeti
Tepkisel bir lider, yangına körükle gider. Bu durum ekipte korku kültürü yaratır, psikolojik güvenliği yok eder ve inovasyonu durdurur. Çalışanlar hata yapmaktan korktukları için inisiyatif almayı bırakırlar. Kriz anında verilen fevri bir tepki, yıllarca inşa edilen güveni saniyeler içinde yerle bir edebilir.
McKinsey'in 2023 araştırmasına göre, üst düzey yöneticilerin %76'sı stres altında verdikleri tepkilerden dolayı pişmanlık duyduklarını belirtiyor. Bu sadece bireysel bir sorun değil - lider tepkileri, ekip kültürünü, performansı ve psikolojik güvenliği doğrudan etkiliyor.
Yanıt Vermek: Bilinçli Liderliğin Gücü
Yanıt vermek ise, dış uyarıcı ile eylem arasına bilinçli bir "es" (duraksama) koyma becerisidir. Bu, duyguları yok saymak değil, onları tanımak ama onların direksiyona geçmesine izin vermemektir. Yanıt vermek, stratejik, ölçülü ve amaca yöneliktir.
Yanıt Veren Liderliğin Anatomisi
Bilinçli ve Sakindir. Lider, durumun aciliyetini kabul eder ancak paniğe kapılmaz. "Dur, nefes al, düşün" prensibiyle hareket eder.
Değer ve Amaç Odaklıdır.Eylemler, anlık duygulara göre değil, şirketin değerlerine ve uzun vadeli hedeflerine göre şekillenir.
Çözüm Odaklıdır. Suçluyu aramak yerine sorunu anlamaya ve çözmeye odaklanır. "Neler oluyor ve şu an en doğru adım nedir?" sorusunu sorar.
Empatiktir. Baskı altındaki diğer insanların duygularını da hesaba katar.
Yanıt Vermenin Etkisi
Yanıt veren bir lider, kaosun ortasında bir dinginlik adası gibidir. Bu sakinlik bulaşıcıdır; ekibin kaygı seviyesini düşürür ve rasyonel düşünme yeteneklerini geri kazanmalarını sağlar. Güven artar, çünkü ekip liderlerinin gemiyi terk etmeyeceğini veya rastgele dümen kırmayacağını bilir.
Daniel Goleman'ın araştırması gösteriyor ki liderin duygusal durumu, ekibin %50-70'ini etkiliyor. Buna "duygusal bulaşma" deniyor. Yanıt veren bir lider, sadece kendini değil, tüm ekibinin stresle başa çıkma kapasitesini de geliştirir.
Aradaki Kritik Boşluk: Seçim Özgürlüğü
Ünlü psikiyatrist Viktor Frankl'ın dediği gibi:"Uyarıcı ile tepki arasında bir boşluk vardır. O boşlukta, yanıtımızı seçme gücümüz yatar. Yanıtımızda ise gelişimimiz ve özgürlüğümüz saklıdır."
Baskı altında liderlik, işte bu "boşluğu" genişletme sanatıdır. Tepki vermek otomatik pilotta gitmektir; yanıt vermek ise pilot koltuğuna oturmaktır.
Tepkiden Yanıta Geçiş: Liderler İçin Pratik Adımlar
Tepkisel moddan yanıt verme moduna geçmek bir kası geliştirmek gibidir; pratik gerektirir. İşte baskı altında uygulanabilecek stratejiler:
1. Duraksama Gücünü Kullanın (The Strategic Pause)
Bir kriz haberi aldığınızda, ilk dürtünüz hemen bir şeyler söylemek veya yapmak olacaktır. Bunun yerine derin bir nefes alın. Gerekirse bir bardak su için veya kısa bir yürüyüşe çıkın. O 10 saniyelik "es", beyninizin mantıklı kısmının devreye girmesi için yeterlidir.
Gerçek vaka örnekleri;
Kritik bir toplantıda, "Bu konuyu net bir şekilde ele almak istiyorum. 5 dakika mola verelim ve toplanıp devam edelim."
E-posta geldiğinde,Hemen yanıtlamak yerine taslak yazın, kaydedin, 1 saat sonra tekrar okuyun.
Yüz yüze konfrontasyonda, "Bunu duyduğuma sevindim. Düşünmek için biraz zaman alayım ve size döneyim."
Fizyolojik İç Geçirme (30 saniye): Stanford Nörobilim Profesörü Andrew Huberman'ın önerdiği en hızlı sakinleşme tekniği; karbondioksit seviyesini düzenler, sinir sistemini hızla sakinleştirir.
Burundan çift nefes alın (küçük bir nefes daha)
Uzun bir nefes verin
2. Duygularınızı Tanımlayın (Name it to Tame it)
Kendinize "Şu an ne hissediyorum?" diye sorun. "Şu an öfkeliyim çünkü kontrolü kaybetmiş hissediyorum." Duyguyu isimlendirmek, onun üzerinizdeki gücünü azaltır.
Nörobiyolojik araştırmalar gösteriyor ki duyguları isimlendirme eylemi (affect labeling), amigdala aktivitesini azaltıyor ve prefrontal korteksi aktive ediyor. Yani tam anlamıyla beynin "düşünen" kısmını geri devreye sokuyorsunuz.
Pratik uygulama: Kriz anında içinizden ya da bir not defterine yazın;
"Şu an panik hissediyorum çünkü sonuçları kontrol edemeyeceğimden korkuyorum"
"Öfkeliyim çünkü beklentilerim karşılanmadı ve bu haksız hissettiriyor"
"Hayal kırıklığı içindeyim çünkü çok çalıştık ve bu sonucu beklemiyorduk"
3. Büyük Resmi Hatırlayın
Olayın sıcaklığından bir adım geri çekilip kendinize şunu sorun: "Bu durumun 6 ay sonraki etkisi ne olacak? Vizyonumuzla uyumlu olan hareket nedir?"
Amazon'un "Regret Minimization Framework"ü, Jeff Bezos, kritik kararlar verirken kendine şunu sorarmış: "80 yaşına geldiğimde buna pişman olur muyum?" Bu perspektif, kısa vadeli duyguların gücünü azaltıyor.
Liderlik soruları:
Bu karar/tepki, 5 yıl sonra bize nasıl hizmet edecek?
Şirket değerlerimize en uygun yanıt ne?
Ekibime ne öğretmiş olacağım?
En akıllı, en olgun versiyonum şu an ne yapardı?
4. Merakı Yargılamanın Önüne Koyun
Bir hata yapıldığında hemen yargılamak yerine merak edin. "Bunun olmasına ne sebep oldu?" sorusu, savunma mekanizmalarını düşürür ve öğrenmeyi teşvik eder.
Tepkisel yaklaşım; "Nasıl olur bu hata? Size kaç kez söyledim! Artık her şeyi ben mi takip edeceğim?"
Yanıt veren yaklaşım;"Bu beklenmedik bir sonuç. Süreçte hangi noktada işler karıştı? Neyi gözden kaçırmış olabiliriz? Sistemi nasıl güçlendirebiliriz?"
Google'ın psikolojik güvenlik araştırması gösteriyor ki, en yüksek performanslı ekipler, hata yapma korkusu olmayan ekiplerdir. Ve bu kültür, liderin meraklı yaklaşımıyla başlıyor.
5. Fiziksel Durumunuzu Kontrol Edin
Yorgunluk, açlık ve uykusuzluk tepkisel olma ihtimalini artırır. Temel ihtiyaçlarınızı karşılamak, baskı altındaki direncinizi artırır.
HALT prensibi: Kritik karar vermeden önce kendinize sorun:
Hungry (Aç mıyım?)
Angry (Öfkeli miyim?)
Lonely (Yalnız/desteksiz mi hissediyorum?)
Tired (Yorgun muyum?)
Eğer bunlardan biri evet ise, mümkünse o kararı/konuşmayı erteleyin.
Satya Nadella, Microsoft CEO'su olduğunda şirkette agresif, rakipçi bir kültür vardı. Nadella'nın ilk yaptığı şey, üst yönetim ekibini mindfulness ve empati üzerine eğitmek oldu. Kendisi düzenli olarak meditasyon yapıyor ve kritik toplantılardan önce bilinçli olarak "pause" alıyor.
Sonuç Microsoft'un piyasa değeri 3 kat arttı, çalışan memnuniyeti yükseldi, inovasyon hızlandı. Nadella'nın der ki; "Empati liderliğin özü değil, ama liderliğin temeli. Ve empati ancak regüle olabilen bir sinir sistemiyle mümkün."
Organizasyonel Etki: Bir Liderin Dalgaları
Bir liderin tepkisi ya da yanıtı, sadece o an için değildir. Dalgalar halinde tüm organizasyona yayılır.
Tepkisel Lider Etkisi:
Ekip sürekli "patron hangi modda?" diye bekler
Psikolojik güven azalır
İnovasyon ve risk alma düşer
Çalışanlar "sessiz kalma" kültürünü benimser
Tükenmişlik artar
Yanıt Veren Lider Etkisi:
Psikolojik güvenli bir ortam yaratılır
Ekip de stresle başa çıkma kapasitesi geliştirir
Kriz anlarında net düşünebilen bir ekip oluşur
Yüksek performans ve inovasyon kültürü inşa edilir
Çalışan bağlılığı artar
Self-Assessment: Kendi Kalıplarınızı Tanıyın
Kendi varsayılan modunuzu anlamak, değişimin ilk adımıdır. Kendinize şu soruları sorun;
Genel Farkındalık:
Baskı altında bedenimde ne yaşıyorum? (göğüs sıkışması, çene kasılması, nefes sığlaşması?)
İlk dürtüm genellikle ne? (saldır, kaç, don?)
Stresli anlardan sonra kendi tepkilerimden pişman oluyor muyum?
Liderlik Bağlamında:
Ekibim beni baskı altında nasıl görüyor? (Onlara sordunuz mu?)
Hangi durumlar beni en çok tetikliyor? (eleştiri, kontrol kaybı, belirsizlik, haksızlık?)
Tepkisel olduğumda hangi davranış kalıbım ortaya çıkıyor? (öfke, mikro-yönetim, geri çekilme, karar verememe?)
Sonuç Analizi:
Son tepkisel davranışımın ekibime etkisi ne oldu?
Eğer o anı tekrar yaşasaydım, ne farklı yapardım?
Sonuç: Liderlik Bir Öz-Yönetim Disiplinidir
Baskı altında liderlik, başkalarını yönetmekten önce kendini yönetmekle başlar. Liderler robot değildir; onların da duyguları, korkuları ve endişeleri vardır. Ancak gerçek liderlik, bu duyguların esiri olmak yerine, onları bir veri olarak kullanıp bilinçli bir yanıt oluşturabilme olgunluğudur.
Her kriz anı, tepkisel bir yönetici mi yoksa yanıt veren bir lider mi olduğunuzu gösteren bir aynadır. Bir dahaki sefere baskı arttığında, o sihirli boşluğu hatırlayın, derin bir nefes alın ve tepki vermek yerine yanıt vermeyi seçin.
Farkı sadece siz değil, tüm ekibiniz hissedecektir.
Kaynaklar
Daniel Goleman - "Emotional Intelligence for Leaders"
Susan David - "Emotional Agility"
Andrew Huberman - "Neuroscience of Stress"
Brené Brown - "Dare to Lead"
Kristin Neff - "Self-Compassion for Leaders"



Comments